İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

93- Asla Pes Etme!, Mart 2025

Hayat boyunca hepimiz düz, pürüzsüz bir yolda ilerlemek isteriz. Ancak hayatın gerçeği, yolun nadiren düz olduğudur. Ömür dediğimiz yolculuk, bazen dik, bazen inişli çıkışlı, zaman zaman da beklenmedik dönemeçlerle doludur. Tam da burada düşünmemiz gereken soru şu; bize doğru yol olarak öğretilen düz çizgi aslında bizi ilerleten bir güzergâh mı, yoksa bizi içine sıkıştıran, yenilik ve gelişime kapalı bir kalıp mı?

Doğru yol kavramı uzun yıllar boyunca düz, hatasız ve risksiz bir çizgi olarak anlatıldı. Oysa başarı ve zafer hikâyelerine baktığımızda görüyoruz ki gerçek başarı hikâyeleri asla düz bir çizgide gerçekleşmez. Zorluklar, hatalar, deneme-yanılmalar ve sürekli hareket hali büyük başarıları doğurur. Tarih boyunca sayısız örnek bunu destekler niteliktedir.

Örneğin; Thomas Edison’un meşhur sözünü anımsayalım: “Başarısız olmadım. Sadece işe yaramayan 10 bin yöntem buldum.” Edison, düz bir çizgide gitmedi. Eğri, yamuk, bazen geri dönen yollar kullandı ama daima hareket etti. Bu hareketlilik ona sonunda ampulü icat etme zaferini getirdi.

Doğa da bu hareket ilkesinin en güzel örneklerinden biridir. Hiçbir nehir düz ve kusursuz bir çizgide akmaz. Eğrilerek, kıvrılarak, çeşitli engelleri aşarak akar. Bu akış doğanın bize verdiği en güzel derslerden biridir; hayat durağanlığı sevmez, hareketi ödüllendirir. Doğanın içinde hiçbir şey hareketsiz kalmaz; çünkü hareketsizlik çürüme ve yok oluşun başlangıcıdır.

Yaşamımızı bisiklete binmek gibi düşünebiliriz. Albert Einstein’ın da ifade ettiği gibi, “Yaşam bisiklet sürmeye benzer. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisiniz.” Pedalı çevirmeyi bırakırsak, dengemizi kaybederiz ve düşeriz. İşte motivasyon tam da burada devreye girer. Motivasyon bizi pedalları çevirmeye teşvik eden güçtür.

Motivasyon ve hareket, insanın zihinsel ve fiziksel sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Hareketsiz kalmak, stresi artırır, depresyon ve endişe riskini yükseltir. Düzenli hareket eden insanlar ise zihinsel berraklık, pozitif ruh hali ve yüksek enerji seviyeleri ile ödüllendirilirler. Her hareket ettiğimizde beynimiz serotonin ve dopamin gibi mutluluk hormonları salgılar.

Kendimize soralım; Bugün harekete geçmek için ne bekliyoruz? 

Daha fazla motive olmak için mükemmel zamanı mı bekliyoruz, yoksa harekete geçerek o mükemmel zamanı yaratabilir miyiz? 

Unutmayalım ki hareketsiz bir hayat, konforlu gibi görünse de aslında bizi körelten ve gelişimimizi engelleyen gizli bir tuzaktır.

Hayat yolumuzun düz değil, bazen eğri, bazen dik, bazen engebeli olduğunu kabul edelim. Bu kabul, bizi cesaretlendirir ve ilerlemeye devam etmemizi sağlar. Durmak yerine hareket etmeyi, beklemek yerine adım atmayı tercih edelim. Çünkü yol düz olmasa da önemli olan ilerlemeyi sürdürmek ve her adımda biraz daha güçlenmektir. Sonunda göreceğiz ki, hareket ettikçe yolun kendisi de bizimle birlikte şekillenir ve bizi başarıya taşır.

Sonuç; Yaşamın içinde her adım, bizi hedeflerimize biraz daha yaklaştırır. Yolların zorluğu değil, yolculuğun devamlılığıdır bizi güçlendiren. Bu nedenle her gün yeniden başlamaya ve hareket halinde kalmaya devam edelim. Asla durmayın ve asla pes etmeyin, önemli olan mücadele ve hareket etmektedir. Hayat eninde sonunda bize hak ettiğimizi iyi ya da kötü verecektir. 

Mottomuz; asla durma, asla pes etme!

Evrenin enerjisine ve gücüne inanın, kalın sağlıcakla. 

Kitap: Mümin Sekman’ın ‘’Her Şey Seninle Başlar, Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın!’’ adlı kitabını okumanızı öneririm.